25 Haziran 2011 Cumartesi

İdeolojisiz bir doktrin: Anarşizm - 3

III. Bölüm
SİYASAL PARTİLERDEN DANS PARTİLERİNE: KÜRESELLEŞME KARŞITI HAREKETLER
Küreselleşme son yıllarda fikir tartışmalarının olmazsa olmazı bir kavramı haline geldi. Önceleri popülaritesini akademik çevrelerle hissettiren bu tanımlama kısa sürede medya gücünün de yoğun etkisiyle günlük siyasal sohbetlerimizin vazgeçilmez vurgusu oldu. -Bu kavramdan kimin ne anladığı tartışma konusu- ki iletişim devrimi, yeni teknolojilerin tanımladığı uzay çağı, sanayi sonrası toplum veya emperyalist ABD’nin Yeni Dünya Düzeni projesinin toplamını ifade saldırı programı; yani emperyalizmin güncel siyasetlerle tanımlanmış biçimi veya başka bir tanımlama. İşaret etmeye çalıştığımız nokta, küreselleşme kavramının etimolojik kökeninden bağımsız bir tanım / paradigma –yani değerler dizisi– haline gelmiş olmasıdır. Bu tartışma düzlemindeki kavramsal hakimiyet, karşıtlığının popülerliğini de doğurmuştur diye biliriz.

Farklı küreselleşme tanımları olduğu gibi sayıca çok daha fazla küreselleşme karşıtı akım vardır. Fakat burada yanılgıya düşmemek için belirtmek gerekir ki; karşıtlığın çeşitliliğini yaratan asıl unsurlar farklı küreselleşme tanımlamalarından kaynaklanmaktadır. Hareketlerin bizzat niteliklerinden ve kendi konumlanmalarından ileri gelmektedir.

Feministler, Çevreciler, İnsan Hakları Savunucuları, Anarşistler, Reformistler, Zapatistalar, Neo-faşistler, Uluslararası Sendikal Örgütler, Fundamentalistler, Troçkistler, kendilerini Marksist olarak tanımlarlar, Enternasyonalistler, Eşcinseller, NGO’lar, çeşitli Köylü Örgütlenmeleri vs… yalnız burada önemli bir not düşelim, bu hareketlerin büyük bir çoğunluğunun merkezi Avrupa ve K. Amerika’dadır. Mali sermaye gelirlerinin vergilendirilmesini hedefleyen ATTAC hareketinin merkezi Paris, Üçüncü Dünya’nın borçlarının silinmesini talep eden CADTM’nin merkezi ise Brüksel’dir. (A. Işıklı, Dünya Bankası’nın Laik İmparatorluğunun Kumarhane Kapitalizmi, Otopsi Yayınları, İstanbul 2002) Bu da bize Anakara eski Valisi Ziya Doğan’ın şu sözünü anımsatıyor: “Ülkeye komünizm lazım olursa, onu da biz getiririz.”