26 Mayıs 2020 Salı

60’lı yılların çalkantılı ırkçılıkla mücadele yıllarında ortaya çıkan bir hareket: Kara Panter Partisi

Beyaz ırkçılığına karşı siyahların sivil haklar hareketinin öncülerinden Martin Luther King’in yaşamını yitirmesinin üzerinden yarım asır geçti. King, kamusal alanların ırklara göre ayrılmasına karşı siyahların temel taleplerinin oluşturulmasında büyük pay sahibiydi. Ne var ki onun felsefesi, sivil itaatsizlik ve pasif direniş üzerine kurulu kaldı. King’in stratejisini ve hareketini aşan çizginin öncülüğünü ise Malcolm X yaptı. Malcolm X, sosyal ve ekonomik alanların örgütlenmesi gerektiğini de söyledi. Bunu hayata geçirense Kara Panter Partisi oldu. Panterler, siyahların mücadelesindeki devrimci felsefeyi ve militan duruşu kararlı bir biçimde örgütledi.

1966 yılında kurulan Kara Panter Özsavunma Partisi gelmiş geçmiş en büyük siyah devrimci hareketti.

Polis şiddetine karşı silahlanmalarıyla ünlü olan Panterler’in pek bilinmeyen birçok farklı faaliyet alanları bulunuyordu; yoksul çocuklara kahvaltılar, sağlık ocakları ve çocuklar için ayakkabı toplama vb…

Amerika genelinde 45 şubede 5 bin parti çalışanıyla hızlı bir büyüme kaydetmişlerdi. Dönemin anketlerinde Panterler büyük şehirlerde yaşayan siyahlar arasında yüzde 90’lık bir destek oranına sahipti. Siyah Amerikalılar üzerindeki etkisi, devletin verdiği orantısız tepkiyle de görülebiliyordu. FBI başkanı J. Edgar Hoover, onları “ABD’nin iç güvenliği açısından bir numaralı tehdit” olarak nitelendirmişti.

Örgütlenme yılları
1954 yılındaki ırk ayrımcılığı karşıtı büyük davaların ardından, ABD Yüksek Mahkeme’sinin verdiği kararlarla 1960’lı yıllarda sivil haklara ilişkin mevzuatının kabul edilmesine karşın, Kuzey Amerika’daki kentlerde yaşayan Afrika kökenli Amerikalılar (Afro-Amerikanlar) ekonomik ve sosyal eşitsizliğe maruz kalmaya devam etti. Yoksulluk ve yetersiz kamu hizmetleri, siyahların yoksul yaşam koşullarına, işsizliğe, kronik sağlık sorunlarına, şiddete maruz kaldıkları bu kent merkezlerinde bir tepkimeye yol açtı. Bu koşullar, 1960’larda kentsel ayaklanmalara ve Kuzey Amerika’daki şehirlerde düzeni tesis etmek amacıyla bir önlem olarak polis şiddetinin artmasına neden oldu.

Öte yandan, siyah hakları savunucusu Malcolm X’in 1965 yılında öldürülmesinin ardından, Merritt Junior College öğrencileri Huey P. Newton ve Bobby Seale, 15 Ekim 1966’da West Oakland’da Kara Panter Öz Savunma Partisi’ni kurdu. Örgüt, ismini Kara Panterler olarak kısalttı ve kendisini sıkça aynı ortamlarda faaliyet yürüttüğü Evrensel Zenginleştirme ve İyileştirme Derneği ve İslam Milleti gibi Afrika kökenli Amerikalı kültürel milliyetçi örgütlerden ayrı tutmaya çalıştı. Bu gruplar belli felsefi konum ve taktik özelliklerini paylaşıyor olsa da Kara Panter Partisi ve kültürel milliyetçiler birkaç temel husus üzerinde farklılıklar taşıyorlardı.

Örneğin, Afrika kökenli Amerikalı kültür milliyetçileri genel olarak tüm beyaz insanları zalim olarak görürken, Kara Panter Partisi ırkçılık karşıtlarını ırkçı beyazlardan ayırdı ve ilk grubun ilerici üyeleriyle ittifaklar geliştirdi. Ayrıca, kültürel milliyetçiler genellikle tüm Afro-Amerikanları bir ezilen olarak görürken Kara Panter Partisi, Afro-Amerikan kapitalistlerin ve seçkinlerin başkalarını, özellikle de Afro-Amerikan işçi sınıfını istismar edip, ezerek baskı altına alabileceğini düşünüyorlardı. En önemlisi, kültürel milliyetçiler, Afro-Amerikanları özgürleştirmenin aracı olarak, dil ve imge gibi sembolik sistemlere büyük önem verirken, Kara Panter Partisi, bu tür sistemlerin önemli olmasına rağmen kurtuluşa ulaşmak için etkisiz olduğuna inanmaktaydı.

Kara Panter Partisi başlangıçta, ulusal Afro-Amerikan topluluklarının yaşam projelerini başlatmak ve ilerici beyaz radikaller ve diğer örgütlerle ittifaklar kurmak için bir “On başlık programı”nı duyurdu.

On başlık
Parti platformunun on başlığı şunlardı:

1) Özgürlük: Siyah ve ezilen toplulukların kendi kaderlerini tayin hakkı.
2) Tam İstihdam; Her kişiye istihdam veya garantili gelir sağlanmalı.
3) Siyah toplulukların sömürülmesine son verilmeli; Köleliğin kaldırılmasının ardından yeniden yapılandırma döneminde eski kölelere söz verilen iki katır ve kırk dönümlük arazi borcu ödenmeli.
4) İnsanlar için uygun barınma; Halkın ev inşa edebilmesi için araziler kooperatif haline getirilmeli.
5) Halk için eğitim; Siyahların gerçek geçmişi ve bugünkü toplumdaki rolleri öğretilmeli.
6) Ücretsiz sağlık hizmetleri; Koruyucu sağlık programlarını geliştirecek sağlık tesisleri sağlanmalı.
7) Siyah vatandaşlara ve diğer renkli tenli ve ezilen halka karşı vahşet ve cinayetler sona erdirilmeli.
8) Saldırganlığın tüm biçimlerine son verilmeli; Var olan çeşitli çatışmalar doğrudan Amerika Birleşik Devletleri merkezi yönetiminden kaynaklanıyor.
9) Tüm politik tutsaklar için özgürlük; irademizi yansıtan jürilerle yürütülen duruşmalar istiyoruz.
10) Arazi, beslenme, konut, eğitim, giyim, adalet, barış ve modern endüstrinin topluluğumuz kontrolünde olmasını istiyoruz.


On Başlık Programı’nda ana hatlarıyla açıklanan bu koşullar, Kara Panter Partisi’nin temel duruşunu yansıtıyordu: Ekonomik sömürü ABD ve diğer ülkelerdeki tüm baskıların temelini oluşturuyordu ve kapitalizmin ortadan kaldırılması, toplumsal adaletin bir ön-şartıydı. 1960’lı yıllarda, Marksist bir siyasi felsefe ile beslenen bu sosyalist-ekonomik bakış açısı, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ve dünyanın diğer bölgelerindeki diğer toplumsal hareketlerle ilişkilenmeye başlamıştı. Bu nedenle, Kara Panter Partisi’nin Kuzey Amerika sınırları içindeki ve dışındaki müttefikleri de Federal Araştırma Bürosu’nun (FBI) ve istihbarat teşkilatlarının hedefi haline geldi. Aslında, 1969’da FBI direktörü J. Edgar Hoover, Kara Panter Partisi’ni ulusal güvenlik için en büyük tehdit olarak görüyordu.

Öz savunma
Panterler silah taşımak ve Malcolm X’in kendini savunma felsefesini uygulamak için anayasal haklarını kullanmaya karar verdiler; mahallelerde gezen devriye grupları kurdular. Polis vahşetinin yaygın olduğu bir dönemde, polisler siyahları sokaklar döver, rastgele insanları öldürürlerdi.

Bir gün, Panterler devriye gezerken bir vesileyle bir polisin genç bir adamı durdurup üzerini aradığını gördüler. Panterler arabalarından çıkarak olay yerine gittiler ve silahlarını gizleme gereği duymadılar. Öfkeli polis onları sorgulamaya başladı ve tutuklama tehdidiyle onları korkutmaya çalıştı. Fakat Huey P. Newton, yasaları detaylı biçimde biliyordu ve polisin tehditlerini ciddiye almıyordu.

Huey bir elinde kanun kitabı, diğerinde de bir tabanca ile duruyordu ve ruhsatsız olmadığı sürece anayasal bir silah taşıma hakkına sahip olduğunu söyledi. Polislere yasadan bahsetti ve her vatandaşın makul bir mesafede durduğu sürece, bir polis memurunun görevini yerine getirme sürecini gözlemleme hakkına sahip olduğunu söyledi. Ve onlara, mesafeyi tanımlayan Yüksek Mahkeme kararından bahsetti.

Etraflarında bir kalabalık toplandı ve şaşkınlık içinde bu sahneyi izledi. Panterler, silahlı çatışma istemediklerini ve silahlarını yalnızca savunma için kullanacaklarını açıkça belirttiler. On başlık programının kopyalarını dağıtan Panterler, toplanan kalabalığa ideolojilerinden bahsetme ve insanları siyasi toplantılarına çağırma fırsatı da bulmuş oldular. Bu arada, kalabalık nedeniyle ürkmüş olan polisler de oradan uzaklaşmak için fırsat bulmuşlardı.

Kadınlar
Panterlerde kadınların rolü problemli bir alandı. Bir dönem için, kadınlar örgüt üyeliğinin yüzde 70’ini oluşturuyordu. Bununla birlikte, tüm önde gelen pozisyonlar erkekler tarafından işgal edilmişti. Birçok kadın sekreterlik, idari işler, çocuk bakımı veya diğer geleneksel rollerle sınırlı kalırken, erkekler politik fikirleri, konuşma ve liderlik yeteneklerini geliştirmeye teşvik ediliyordu.

Bir süre sonra bu erkek egemen kültüre isyan eden kimi kadın Panterler partiden ayrılarak feminist, lezbiyen ya da cinsiyetçilik karşıtı gruplar oluşturma yoluna gittiler. Hareketin ana damarını oluşturan kadınların hoşnutsuzluğu, ilerleyen yıllarda partinin de zayıflamasına yol açacaktı.

İşçiler
O zamanlar, Detroit’teki araba fabrikasında ve ELARUM’da (Eldron Caddesi Devrimci Birlik Hareketi) oluşturulan DODGE – DRUM (Dodge Devrimci Birlik Hareketi) gibi birkaç radikal siyah işçi grubu vardı. Çok sayıda devrimci Siyah işçiyi örgütlediler. Siyah işçi sınıfı, siyahların kurtuluş mücadelesinde kritik olduğu için, özel bir önem taşıyordu.

Panterler, Amerikan toplumunun temelini dönüştürmek zorunda kalan birkaç gruptan biriydi. Onlara devrimci bir bakış açısı kazandıran bu anlayıştı. Ancak bu tek başına yeterli değildi. Tutarlı ve etkili bir stratejinin geliştirilmesine imkân tanıyan fikirlerin açıklığı, kapitalizmin devrilmesi görevini yerine getirmeyi zorunlu hale getiriyordu. Kara Panter Partisi’nde bu konudaki fikirler oldukça karmaşıktı. Bazıları, küçük bir silahlı azınlığın yürüttüğü (Jakoben) bir mücadele temelinde gelişebilmesi gerektiğine ve Panter hareketinin daha uzun süre yürütülebilecek bir toplu örgütlenme stratejisine sahip olmadığına inanıyordu.

Dağılma
1970’lerin ortalarından 80’li yıllara kadar Kara Panter Partisi’nin faaliyetleri tamamen durdu. FBI’ın parti karşıtı programı olan Coıntelpro’nun bu çöküşe katkısı olmasına rağmen, partinin liderliğinin dağılması da örgütün çökmesine katkıda bulundu. Assata Shakur Küba’da sürgüne gitti. Kathleen Cleaver bir hukuk diploması aldı ve profesör olarak yaşamına yeni bir yön verdi. Küba’da sürgünden döndükten sonra Newton 1989 yılında uyuşturucu savaşında öldürüldü ve Batı Oakland’daki bir sokakta kayboldu. Kuruculardan Seale ilk Kara Panter Partisi ofisini açtığı bölgeden uzaklaştı.

70’lerin başlarında parti üyesi olan bilim insanı Angela Davis 70’lerin sonlarında partideki erkek egemen kültür, politik yozlaşma ve benzeri eleştirileri nedeniyle partiden ayrılarak mücadelesini feminist ve ırkçılık karşıtı platformlarda yürütmeye başlamıştı.

80’li yıllara gelindiğinde partinin teşkilatları polis tarafından dağıtılmış, birçok örgüt lideri tutuklanmış ve ofislere el konmuştu. Kara Panter Partisi tarihteki yerini alırken, etkileri günümüzde de devam siyah hareketlerine ilham kaynağı olmayı sürdürüyor.

Kaynaklar:

Hiç yorum yok: